Lipödem Nedir? Beslenme Yaklaşımı Nasıl Olmalı?

Lipödem Nedir? Beslenme Yaklaşımı Nasıl Olmalı?

Lipödem, halk arasında “ağrılı selülit” veya “bacak obezitesi” olarak da bilinen kronik bir yağ dokusu hastalığıdır.
‘Diyet yapıyorum, kendimi kısıtlıyorum ama bacaklarım incelmiyor.’ cümlelerini duyarız genelde Lipödemli
hastalarda. Yağın bacak ve kalçada düzensiz birikmesinden dolayı fiziksel olarak kötü hissetmeye bağlı olarak psikolojik sorunlara sebep olmakla birlikte ciddi sağlık problemleri de beraberinde görülebilmektedir.
Özellikle kadınlarda görülen bu durum, bacaklar, kalçalar ve bazen kollarda simetrik, anormal yağ birikimiyle kendini gösterir. Eller ve ayaklar etkilenmez, normaldir. Bu yağ dokusu, klasik diyet ve egzersize dirençli olup ağrı, hassasiyet, kolay morarma, şişlik ve yorgunluk gibi belirtilere yol açar. Lipödem obeziteyle karıştırılsa da obezite gibi metabolik ve inflamatuar bir süreç olmakla beraber; genetik yatkınlık, hormonal değişiklikler (özellikle östrojen) ve lenfatik sistem sorunları rol oynar.
Lipödem, Lenfödemden farklıdır ancak Lipödem, vücudun bağışıklık yanıtı ve sıvı dengesinde rol alan lenf sistemini etkileyerek Lenfödeme de sebep olabilmektedir.
Ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların dalgalandığı dönemlerde bu hastalığın tetiklenmesi ve neredeyse tamamen kadınlarda görülmesi Lipödemin östrojen duyarlı bir hastalık olduğunu düşündürmektedir. Yani östrojen hormonu, yağ dokusunun yapısını ve büyümesini doğrudan etkileyebilir.
Ergenlik, hamilelik ve menopoz dönemlerinde olmak, ailede Lipödemli bireyin olması (genetik yatkınlık) ve Vücut Kütle İndeksinin 35’ten büyük olması risk teşkil eder. Lipödemin kesin teşhisi için fiziki muayene yapılır ve hastanın tıbbi geçmişi incelenir.
Lipödem ilerleyeci bir hastalıktır, teşhis edilip tedavi edilmediğinde daha kötüye gidebilir. Lipödemin ilerleyen semptomlarına göre evreleri şöyledir:

  1. Evre: Cilt normaldir, yumuşaktır ancak ağrı ve morarma görülür.
  2. Evre: Belirgin çukurlar vardır, deri altında küçük taş gibi dokular hissedilir. pürüzlü cilt yüzeyi vardır.
  3. Evre: Bacaklar şiştir, bacaktaki yağ kıvrımları belirgindir ve yürümeyi zorlaştırır.
  4. Evre: En ileri seviye olarak lenf sisteminin de etkilendiği, lenfödemin eşlik ettiği ileri tablo görülür.

Lipödemin tedavisi hastalığın seyrine, bireye göre farklılık gösterir ancak her birey için beslenme, semptomları yönetmede ve yaşam kalitesini artırmada önemli bir destek sağlar. Doğru beslenme yaklaşımı inflamasyonu (iltihabı) azaltır, ödem oluşumunu kontrol altına alır, insülin seviyelerini dengeleyerek ağrı ve şişliği hafifletebilir.

Lipodem Yönetiminde Beslenme Stratejileri
Lipodemde doku içinde sürekli bir ödem ve sessiz bir iltihaplanma (inflamasyon) söz konusudur. Bu nedenle beslenme yaklaşımında; inflamasyonu düşürmek, ödemi azaltmak, yine inflamasyonu tetikleyen insülin direncini kırmak ve östrojeni dengelemek hedeflenmelidir.
Lipödem yönetiminde beslenme stratejileri genellikle anti-inflamatuar, düşük karbonhidratlı ve antioksidan ağırlıklı olur. Araştırmalar, ketojenik diyet, düşük karbonhidratlı diyet ve modifiye Akdeniz diyeti gibi yaklaşımların semptomlarda iyileşmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Bu diyetlerle kan şekeri dalgalanmalarını önleyerek inflamasyonun baskılanması ve ketozis (vücudun yağ yakma modu) hedeflenir. Ancak özellikle ‘ketojenik diyet’ gibi oldukça kısıtlı ve özel diyetler tek başına yapılmamalı, mutlaka size uyumlu olup olmadığını kontrol edecek bir uzmandan destek alınmalıdır.

Peki beslenmenize mutlaka eklemeniz gereken besin grupları nelerdir?
Anti-inflamatuar gıdalar: Zeytinyağı, avokado, ceviz, badem (mutlaka çiğ) gibi sağlıklı yağlar; somon, sardalya, uskumru gibi omega-3 zengini yağlı balıklar; zerdeçal, zencefil, sarımsak, soğan.
Sebzeler ve meyveler: Yeşillikler (ıspanak, roka, pazı, tere), brokoli, enginar, pancar; antioksidan açısından zengin meyveler (yaban mersini, böğürtlen, çilek, nar).
Protein kaynakları: Mercimek, nohut, fasülye gibi bitkisel proteinler başta olmak üzere yumurta, hindi, tavuk, balık, az yağlı peynirler (kırmızı et sınırlı olmalı)

Tabaklarımıza yararlı olan besinleri alırken en az onun kadar önemli olan, kaçınılması gerekenler besinler şunlardır:

Aşırı tuz (ödemi artırır), işlenmiş etler (sosis, salam, sucuk).
Rafine şeker, işlenmiş gıdalar, fast food, paketli gıdalar.
Yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar: Beyaz undan ekmek, pirinç, patates, makarna, hamur işleri.
Bazı fitoöstrojen içeren gıdalar (soya, keten tohumu, maydanoz – bireysel toleransa göre dikkat edilmeli).

Fermente gıdalar ve süt ürünleri bazı hastalarda tetikleyici olabilir; bireysel test edilmeli.

Günlük yeterli su tüketimi (bireyin vücut ağrılığına göre, 2-3 litre) çok önemlidir; ödem atımını destekler ve
toksinlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Tuz kısıtlaması da şişliği azaltır. Yemeklere eklenen tuzu mümkün olduğunca azaltmak, yemekleri zerdeçal, zencefil, pul biber, karabiber ile tatlandırmak baharatlardaki anti-inflamatuar bileşikleri de almamıza vesile olacaktır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler
Her besin her bireye iyi gelmez ve bu o besini kötü yapmaz! : Bazı besinler çoğu insana önerilip tüketimi teşvik edilirken lipodemli bireylerde semptomların artmasına sebep olabilir. Bundan dolayı mutlaka bireysel tolerans dikkate alınıp semptomları artırabilecek besinler beslenmeden çıkarılmalıdır.
Kilo yönetimi: Lipödemde hızlı kilo kaybı (yo-yo etkisi) zararlı olabilir. Sürdürülebilir, yavaş ilerleyen bir yaklaşım benimsenmelidir. Kas kütlesini korumak için yeterli protein alınmalıdır.
Destekleyici unsurlar: Omega-3 takviyesi, C vitamini ve D vitamini (eksiklik sık görülür) faydalı olabilir.
Kompresyon çorapları, manuel lenf drenajı ve hafif egzersiz (yürüyüş, yüzme), cildi nemlendirmek tavsiye edilir.

Lipödemin semtpomlarını artıran besinler çıkarılıp fonksiyonel besinler ekledikten sonra mutlaka öğün düzenine dikkat edilmelidir. Kan şekeri dengesi için öğünler arasında en az 3-4 saat aralık olmalı, öğünler dengeli oluşturulmalıdır.

Sağlıklı beslenme planını uygularken mutlaka kaliteli uyku, stres yönetimi ve mümkün olduğunca hareketli yaşam bu düzende olmalıdır.

Hep söylüyoruz, sağlıklı beslenmeye diyet/kısıtlama gözüyle bakarsak hedefe ulaştığımızda ya da sıkıldığımızda bırakmak çok kolay olur. Özellikle Lipödem gibi hayat boyunca sürebilen, beslenmeden çok etkilen hastalıklarda sağlıklı beslenmeyi hayat şekli haline getirmek ve bu süreci sevmek, kendinize özel hale getirmek elzemdir. Çünkü doğru beslenme, inflamasyonu azaltarak ağrıyı hafifletmeye, enerjinizi artırmaya ve ilerlemeyi yavaşlatmaya yardımcı olur. Sağlıklı bir yaşam tarzı değişikliğiyle daha rahat hareket edebilir, kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. İstediğimiz tartı değişimleri ise bu sürecin bir bonusu gibi olur 😊

Eğer bacak, kalça ve/veya kol bölgesinde ağrılı şişlik, kolay morarma gibi problemleriniz varsa bu durumu ciddiye almalı, mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Lipödemde klasik diyetler yerine size, hayat şeklinize ve hastalığınıza özel, fonksiyonel bakış açısı ile hazırlanmış beslenme yolculuğuna çıkmak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme, farkındalık oluşması için yazılmıştır. Tanı ve tedavi için öncelikle bir doktora danışılmalıdır.

Bizi Takip Ediniz

Sağlıklı Bir Başlangıç Yapmaya Hazır Mısınız?

Size özel beslenme programlarımızı ve profesyonel hizmetlerimizi inceleyin.

Yorum Yapınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Robot olmadığınız doğrulanıyor